1. Haberler
  2. Gündem
  3. KESK’ten “Çerçeve Yasa” değerlendirmesi: “Barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmeliyiz”

KESK’ten “Çerçeve Yasa” değerlendirmesi: “Barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmeliyiz”

KESK Yürütme Kurulu, "Çerçeve Yasa"nın çatışmasızlığın yasal zemine kavuşturulması açısından önemli, ancak Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için yeterli olmadığını belirterek, "Esas olan, barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmek; barış mücadelesini demokrasi, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle birlikte büyütmektir" açıklamasını yaptı.

KESK’ten “Çerçeve Yasa” değerlendirmesi: “Barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmeliyiz”
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(ANKARA) – KESK Yürütme Kurulu, “Çerçeve Yasa”nın çatışmasızlığın yasal zemine kavuşturulması açısından önemli, ancak Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için yeterli olmadığını belirterek, “Esas olan, barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmek; barış mücadelesini demokrasi, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle birlikte büyütmektir” açıklamasını yaptı.

KESK Yürütme Kurulu, kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yasanın “çatışmasızlık ve Kürt meselesinin çözümüne ilişkin ilk kez yasal bir düzenleme yapılmış olması” bakımından önemli olduğu belirtilen açıklamada, “Ancak bu yasa Kürt sorununun çözüm yasası değildir. Hele ki Türkiye’nin demokratikleşme yasası hiç değildir” denildi.

Açıklamada, “On yıllardır süren çatışmalı ortamda yaşamını yitirenlerin, evlatlarını kaybeden ailelerin, yerinden edilenlerin, yaşamlarının önemli bir bölümünü cezaevlerinde ve sürgünde geçirenlerin, savaş politikalarının ekonomik ve toplumsal sonuçlarını taşıyan milyonların bulunduğu bir ülkede silahların susmasının önemi tartışmasızdır” ifadelerine yer verildi.

Yasayla çatışmasızlığın yasal bir zemine kavuşturulmak istenmesinin önemli olduğu, ancak Kürt sorununun tarihsel, siyasal, toplumsal ve kültürel nedenlerine ilişkin bütünlüklü bir yaklaşım ortaya koymadığı kaydedillen açıklamada, “Yerel demokrasi, anadil hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü gibi temel başlıklarda kapsamlı bir düzenleme getirmemektedir” denildi.

“DEMOKRATİKLEŞME SONUCU ÇIKARMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Yasanın Türkiye’nin yaşadığı demokrasi ve hukuk sorunlarının çözümüne ilişkin güvence sunmadığını belirtilen açıklamada, “Siyasetçiler, gazeteciler, sendikacılar, öğrenciler ve hak savunucuları üzerindeki yargı baskısını ortadan kaldıracak herhangi bir demokratikleşme düzenlemesi bulunmamaktadır. Aynı şekilde KHK’lerle hukuksuz biçimde kamu görevinden çıkarılan binlerce kamu emekçisinin yaşadığı adaletsizlik de giderilmemektedir. Bütün bunlar olduğu yerde dururken, yalnızca çatışmanın bir boyutunu düzenleyen bir yasadan kendiliğinden bir ‘demokratikleşme’ sonucu çıkarmak mümkün değildir. Kaldı ki yasa gerekçesinde de böyle bir iddia bulunmamaktadır” ifadeleri kullanıldı.

“SONUÇ OLARAK ÖRGÜTSÜZ BIRAKILAN EMEKÇİLER KAYBETMİŞTİR”

Çatışmalı ortamın emekçiler açısından karşılığının “kutuplaşma ve örgütsüzlük” olduğu belirtilen açıklamada, “Yıllardır çatışmalarda kaybettiklerimizin büyük çoğunluğunun yoksul emekçi halkların çocukları olduğuna dikkat çektik. Bu süreçte yoksul hanelere yeni acıların düşmüyor olması, emekçiler ve halklarımız açısından sürecin en önemli kazanımıdır” denildi.

Çatışmalı dönemlerin toplumsal ayrışmayı ve kutuplaşmayı derinleştirdiği ifade edilen açıklamada, “Aynı işyerinde, aynı koşullarda çalışan ve aynı sömürü düzeninin sonuçlarını yaşayan emekçilerin ortak hak ve çıkarları etrafında buluşması zorlaşmış; kutuplaştırıcı politikalar zemin bulmuş, sınıf dayanışmasını zayıflatmıştır. Sonuç olarak örgütsüz bırakılan emekçiler kaybetmiştir” değerlendirmesi yapıldı.

Açıklamada, çatışmaların sona ermesiyle demokrasinin ya da emek sömürüsünün kendiliğinden sona ermeyeceği vurgulanarak, “Mevcut ekonomik ve siyasal düzen değişmediği sürece kapitalist sömürü çarkları işlemeye; işsizlik, güvencesizlik, kamudaki mülakat adaletsizliği, liyakatsizlik ve siyasi kadrolaşma devam edecektir” denildi.

Buna karşın çatışmasızlık ortamının emekçilerin ortak mücadele zeminlerini güçlendirebilecek önemli imkânlar yaratabileceği belirtilen açıklamada, “Kutuplaşmanın gerilemesi, emekçilerin ortak sorunlarını ve sınıfsal çıkarlarını daha görünür hale getirebilir; birlikte örgütlenmenin ve mücadele etmenin koşullarını güçlendirebilecektir” görüşü dile getirildi.

“KAYNAKLARIN HALKIN İHTİYAÇLARINA AYRILMASINI SAĞLAYACAK OLAN EMEKÇİLERİN MÜCADELESİDİR”

Yıllardır savaş ve güvenlik politikalarına ayrılan kamu kaynaklarının toplum üzerinde yarattığı ekonomik yüke de dikkat çekilen açıklamada, “Silaha ve çatışmaya ayrılan kaynakların AKP iktidarı tarafından kendiliğinden eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe, istihdama ve nitelikli kamu hizmetlerine aktarılacağını düşünmek gerçekçi değildir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “Bu kaynakların sermayenin ihtiyaçlarına değil halkın ihtiyaçlarına, kamusal hizmetlere ve emekçilere ayrılmasını sağlayacak olan yine emekçilerin örgütlü ve kararlı mücadelesidir” denildi.

“BARIŞ İHTİMALİNE SIRT ÇEVİRMEK DEĞİL, EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEK”

İktidarın demokrasi siciline ilişkin eleştirilerin de sıralandığı açıklamada, “Yargının siyasallaştırılmasından kayyım politikalarına, laik ve seküler yaşam tarzına yönelik müdahalelerden grev yasaklarına ve sendikal baskılara, KHK rejiminden düşünce, ifade, toplantı ve gösteri özgürlüğünün sınırlandırılmasına kadar uzanan antidemokratik uygulamalar önümüzde durmaktadır” ifadesi kullanıldı.

İktidarın süreci kendi siyasal geleceğini güvence altına almak, toplumsal muhalefeti parçalamak, yeni ittifak dengeleri oluşturmak ya da mevcut rejimi tahkim etmek amacıyla kullanabileceğine ilişkin kaygıların anlaşılır olduğu belirtilen açıklamada, “Ancak buradan çıkarılması gereken sonuç, barış ihtimaline sırt çevirmek değil, oluşabilecek zeminin emek ve demokrasi mücadelesini büyütme fırsatına dönüştürmektir. Esas olan, barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmek; barış mücadelesini demokrasi, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle birlikte büyütmektir” ifadelerine yer verildi.

KESK’İN TALEPLERİ…

TBMM’de süreç kapsamında oluşturulan komisyonun çalışmaları doğrultusunda tüm iş kollarından ve örgütün tabanından gelen görüş ve önerileri bir araya getirerek kapsamlı bir rapor hazırladığı ve kamuoyuyla paylaştığı belirtilen açıklamada, “Kalıcı ve toplumsal bir barışın nasıl tesis edilebileceğine ilişkin eleştirilerimizi ve her biri hayati öneme sahip önerilerimizi içeren bu raporun temel yaklaşımının bugün de arkasındayız” denildi.

Açıklamada, “Kayyım rejiminin sona erdirilmesi; AYM ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması; düşünce, ifade, basın, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüklerinin güvence altına alınması; KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin uğradığı hukuksuzlukların giderilmesi; demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması; eşit yurttaşlık ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi; kadınların eşit ve özgür yaşamının güvence altına alınması; sendikal hak ve özgürlüklerin uluslararası normlara uygun hale getirilmesi başlıklarında düzenlemeler olmadan emekçiler barışın gerçek kazanımlarını gündelik yaşamlarında hissedemeyeceklerdir. Bunu sağlayacak esas güç ise emekçiler, halklar, kadınlar ve ortak mücadelemizdir. Emek, demokrasi ve barış mücadelemizi birlikte ve kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadeleri kullanıldı.

KESK’ten “Çerçeve Yasa” değerlendirmesi: “Barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmeliyiz”
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.